1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. Hidradenitis Supurativa Tedavisinde Yeni Yaklaşımlar: Klinik Değerlendirme ve İzlemin Önemi
BLOG

Hidradenitis Supurativa Tedavisinde Yeni Yaklaşımlar: Klinik Değerlendirme ve İzlemin Önemi

08.10.2026 17:43 3 dk okuma
Hidradenitis Supurativa Tedavisinde Yeni Yaklaşımlar: Klinik Değerlendirme ve İzlemin Önemi
Hidradenitis Supurativa Tedavisinde Yeni Yaklaşımlar: Klinik Değerlendirme ve İzlemin Önemi

Hidradenitis suppurativa (HS), kronik, inflamatuar ve tedavisi zor bir cilt hastalığı olarak hekimler ve medikal estetik uzmanları tarafından yakından izlenmektedir. EADV 2026 kongresinde sunulan yeni bilimsel veriler, özellikle hemşire uygulayıcıları (NP) ve hekim yardımcıları (PA) için HS'nin değerlendirilmesi ve izlenmesi bakımında önemli klinik çıkarımlar sağlamıştır. Bu bilgiler, hastalık süresi ve tünel lezyonların tedavi sonuçlarına olan etkisini ortaya koyup, hasta bakımının daha sistematik ve kapsamlı olmasına olanak tanımaktadır.

Hastalık Süresi ve Tedavi Başarısı İlişkisi

BE HEARD çalışmasının post hoc analizleri, HS tanısından itibaren geçen süre ile tedavi başarısı arasında belirgin bir ilişki olduğunu göstermiştir. Tanıdan sonra iki buçuk yıldan daha kısa süre geçmiş hastaların %47,4'ü, uluslararası HS şiddet skoru sistemi (IHS4) kapsamında %100 iyileşme (IHS4-100) sağlamıştır. Buna karşın, tanı süresi 10 yılı aşkın olan hastalarda başarı oranı %33,3 olarak saptanmıştır. Bu bulgu, erken tanı ve müdahalenin tedavi etkinliğini artırabileceğine işaret etmekle birlikte, kesin nedensellik kanıtı olarak değerlendirilmemelidir.

Tünel Lezyonların Tedavi Sonuçları Üzerindeki Etkisi

Biyolojik ajanlara maruz kalmamış hastalarda üç yıl içinde tünel (draining tunnel) lezyonların tam iyileşme oranı %67,3 iken, biyolojik tedavi deneyimi olanlarda bu oran %47,7'dir. Tünel lezyonlar, HS'nin kronik ve yapısal komponentini temsil eder ve operasyonel karar verme sürecinde önem taşır. Bu nedenle inflamatuar aktivite ile yapısal hasarın ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir.

Klinik Değerlendirme ve İzlem Rehberi

Avrupa S2k tedavi kılavuzu, inflamatuar aktiviteyi IHS4 üzerinden, yapısal hasarı ise Hurley evrelemesiyle tanımlamaktadır. Bu ayrım, medikal tedavi ile cerrahi müdahalelerin birbirini tamamlayan yönlerini ortaya koymaktadır. Klinik uygulamada, inflamatuar lezyonların iyileşme durumları ile geriye kalan doku hasarları farklı şekilde izlenmeli; takibin her aşamasında bu parametrelerin düzenli olarak kayıt altına alınması gerekir. Bu yaklaşım, her inflamatuar iyileşme bulgusunun hastalığın tamamen çözüldüğü anlamına gelmediğini vurgular.

Bimekizumab ve Tedavi Yönetimi

Bimekizumab, orta ve şiddetli HS hastalarında FDA onaylı bir biyolojik tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. Bu ilacın kullanımında tüberküloz taraması, karaciğer fonksiyon testleri ve yaşa uygun aşıların tamamlanması önemli protokoller arasındadır. Tedavi sırasında enfeksiyon belirtileri, kandidiyazis, gastrointestinal ve psikiyatrik yan etkiler açısından hastaların yakın takibi gereklidir. Ayrıca aktif inflamatuar bağırsak hastalığı olanlarda ve canlı aşıların uygulanmasından önce dikkatli olunmalıdır.

Klinik Pratikte Uygulanabilir Sonuçlar

Yeni veriler ışığında, HS hastalarının değerlendirilmesinde inflamasyon ve yapısal değişikliklerin ayrı ayrı gözlenmesi, tedavi planlama ve izlem süreçlerinde faydalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesi artırılabilir. Klinik takipte, inflamatuar aktivitenin azaldığı gözlemlense bile, yerleşik doku hasarlarının varlığı cerrahi veya diğer prosedürel girişimlerin gerekliliğini gösterebilir. Tedavi seçiminde güncel kılavuzlar ve bireysel hasta durumu öncelikli olmalıdır.


Kaynak: dermatologytimes.com – EADV 2026: HS Assessment and Follow-Up for NPs and PAs

Bu yazı, belirtilen İngilizce kaynaktan yapay zekâ desteğiyle Türkçeleştirilip editöryal olarak uyarlanmıştır. Bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.

Listeye Dön